Erciyes'in karı eridi, 'Allah' yazısı gözüktü

Erciyes'in karı eridi, 'Allah' yazısı gözüktü

KAR ERİDİ, YAZI GÖRÜNDÜ
Kayseri'de zaman zaman 38 dereceye çıkan sıcaklar, Orta Anadolu bölgesinin 3 bin 916 metre zirvesiyle en yüksek dağı olan Erciyes'te de etkili oldu. Dağın, Toroslar’a bakan Güney yüzündeki karlar tamamen erirken, Şeytanderesi ve Sütdonduran gibi kuzey yüzündeki buzullar kaldı.

Meteoroloji uzmanları Kayseri'de her yıl karın mevsimsel olarak daha erken eridiğini, bu yıl Ağustos ayının, uzun yıllar ortalamasına göre daha daha serin geçtiğini, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının 21 derece olduğunu söyledi. Son 1 haftada hava sıcaklığının gece 7 dereceye kadar düşmesi nedeniyle Erciyes Dağı'nın kuzey yamaçlarındaki kar ve buzulların erimesinin yavaşladığı bildirildi.




MÜFTÜ
KONUŞTU
Erciyes Dağı zirvesinde karların erimesiyle bu yıl da belirdiği öne sürülen Arapça Allah yazısı için, Kayseri Müftüsü Şaban İşlek, “Allah yazısı birçok yerde görünüyor veya ortaya çıkıyor. Bunda şaşılacak bir şey yok. Önemli olan Allah'ın istediği yoldan gitmek, emirlerine riayet etmektir. Erciyes Dağı'nda beliren yazı için de ‘Lafza-ı Celal' demek gerekir” diye konuştu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Evden Çıkarken Eve Girerken Okunan Duâ



Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) Hâne-i Saâdet'inden çıkarken okuduğu duâsı şöyledir:



"Bismillâh. Tevekkeltü alellah. Allahümme innî eûzü en udille ev udalle. Ev ezille, ev üzelle. Ev ezlime, ev uzleme. Ev echele, ev yüchele aleyye."

"Allah'ın ism-i şerifini zikrederek evimden çıkıyorum. Bütün işlerimde Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'ım, doğru yoldan sapmaktan, başkalarını saptırmaktan; hataya düşmekten, başkalarını da düşürmekten; haksızlık etmekten, haksızlığa uğramaktan; hürmetsizlik ve cahillik etmekten, yahut bunlara maruz kalmaktan sana sığınırım."


Evden çıkarken okunacak bir diğer kısa duâ da şudur:


"Bismillâh tevekkeltü alallâh. Lâ havle velâ kuvvete kuvvete illâ billâh."

"Allah'ın ismiyle (Allah'ın ismini söyleyerek) evimden çıkıyorum. Bütün işlerimde Allah'a dayandım. (O'na dayanıyor, O'na güveniyorum) Güç ve kuvvet ancak ve ancak Allah'ın yardımıyla olur."


Bir kimse evine girerken şu duâyı okur:


"Allahümme inni es'elüke hayra'l-mevleci ve hayra'l-mahrec. Bismillâhi velecnâ ve bismillâhi harecnâ ve alellâhi -Rabbine- tevekkelnâ."

"Allah'ım! (Evime) her giriş ve çıkışımda senden hayır ve iyilik dilerim. (Hayırlı bir şekilde girmeyi ve hayırlı bir şekilde çıkmayı istiyorum) Allah'ım senin mübarek adını anarak (Bismillâh diyerek evimizden) çıktık. Rabbimiz Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz sana tevekkül ettik (Sana dayanıp, sana güvendik)."

Yorum (yok) Yorum yaz!

Tevbe İstiğfar Duâları



Tevbe, istiğfar duâlarının manası, yaptığımız bütün günahlara pişmanlık duyduğumuzu ifade etmemiz, bundan sonraki hayatımızda bir daha böyle günah ve kusurları işlemeyeceğimize Rabbimize söz vermemizdir.
Günah ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü'min, önce şu istiğfar duâsını huşû ve hudû ile okur:


"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm."
"Yâ Settere'l uyûb, Yâ gaffare'z-zünûb! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine nadim oldum, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında sayılarını bilemeyeceğim kadar çok Peygamber gelmiş, İlâhi kitapları tebliğ etmişlerdir. Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır."


"Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve'l-bâsü bade'l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh."

Yorum (yok) Yorum yaz!

Doğumun rahat ve kolay olması için dua


Çocuğun rahat doğması için Abdullah ibni Abbas buyurdu ki:
Bir tas, tabak içine (Bismillahillezi la ilahe illa huv El-Halim-ül Kerim. Sübhane Rabbil Arş-ilazim Elhamdülillahi Rabbil âlemin) ve sonra Naziat suresinin son âyetini ve Ke-ennehümden itibaren Ahkaf suresinin son âyetini İslam harfleri ile yazıp, eritip, [sancı başlayınca] anasına içirmelidir. (Bostan-ül-arifin)

Kağıda yazıp suya batırılırsa suyunu içmek de aynıdır. Fotokopi çekerek suya batırmakla da olur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İmtihana girerken yapılacak dua



Allahü teâlâdan her şeyin hayırlısını istemelidir. Mutlaka kazanayım dememeli, (Hakkımda hayırlı olacaksa, kazanmamı nasip et) diye dua etmelidir. İmtihana girmeden önce, bir Fatihayla istiğfar duası okuyarak, Peygamber efendimize, diğer peygamberlere, Ehl-i beyte, Eshab-ı kirama, Tâbiine, mezhep imamlarımıza, Silsile-i aliyyeye, meşâyıh-ı izâma hediye ederek, onların hatırına dua etmek iyi olur. Hediye ederken, mümkünse Silsile-i aliyye büyüklerinin isimlerini de söylemek iyi olur. Evliyanın, salihlerinin isimlerinin söylendiği yere rahmet yağacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Duada Sınır Yoktur....Muhammed Bozdağ

DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı.
Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.

Diğer adam, mütevazi olduğu için kenarda bir köşe bulup oturuyor. O mekâna kabul edilmeyi bile en büyük lütuf olarak değerlendiriyor. Bu tutum o zâtın çok hoşuna gidiyor ve mütevazi adamı en yüksek koltuğa alıyor.

Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz duada çok isterken hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın konumuna düşmeyecek miyiz?

Gerçekte, yüksek koltuğa göz diken adamın tutumunun duayla, istemekle hiç ilgisi yok. Aksine kıskançlıkla, bencillikle, tembellikle, gururla ve hırsla ilgisi var.
İki türlü istemek vardır: Birisinde yalnızca kendiniz için ister, başkasına verilmesini kıskanırsınız. Aldığınızda dağıtmayacaksınız ve kendi nefsinize mal edeceksiniz. Böylesi istekler ancak haris kalplerin eseri olabilir.

Diğer istemek ise şükürle, acziyetle, fedakârlıkla yoğrulmuştur. Verenin kim olduğunu bilir, herkesin de elde etmesini ister, istemesi sadece kendisi için değildir. İlmi öğrenmek kadar, öğretmek için ister. Zenginliği yaşamak kadar, dağıtmak için ister. Mutluluğu mutlu olmak kadar, mutlu etmek için ister. İşte dua budur ve böylesi duanın sınırsızca yapılması bir insanın şanına çok lâyıktır.
Yukarıdaki hikâyedeki birinci adam öyle bir evladın haline benzer ki, babasını koltuğundan kaldırıp yerine oturmak ister. Babasının küçük kardeşine sunduğu hediyeyi kıskanır. Kıskançlık duygusu içerisinde dua edenler, hırsızdırlar, nankördürler, saygısızdırlar. Onlar hak etmeye, lâyık olmaya çalışmazlar. Onlar vermek için isteyenlerden değildirler. Bencildirler, sadece kendi nefisleri için isterler.
Peygamber (a.s.m.) der ki, “Kalbiniz incelip duygulandığında dua etmeyi ganimet bilin.” “Biriniz dua ettiğinde bolca istesin. Çünkü, Rabbinden istemektedir.” “Kendisi için istediğini başkası için de istemeyen bizden değildir.”

Bedeni bir mikroba yenilecek kadar güçsüz insan; kalbi, ruhu küçücük bir saygısızlıkla parçalanacak kadar hassas yaratılan insan, Rabbine dayanmaktan başka hangi yolla teselli bulabilir?
Sözünü ettiğimiz çılgınca dua, hikâyedeki öyle bir evladın haline benzer ki, o evlat şöyle düşünür:
“Sevgili annemiz ve babamız bizim için inanılmaz fedakârlıklara katlanıyorlar. Gerekiyorsa yemiyorlar, bize yediriyorlar. Bizim eğitimimiz için her türlü fedakârlığı göğüslüyorlar. İçlerinden ve kalplerinden bizim iyiliğimiz için cömertçe dua ediyorlar ve bizim başarımızı kıskanmak söyle dursun, onur duyuyorlar.

Biz neden annemize ve babamıza daha lâyık birer evlat olmayalım? Neden zekamızı ve yeteneklerimizi geliştirmeye adanmayalım? Neden zenginleşip annemiz ve babamız hayrına muhtaç insanların yardımına koşmayalım? Neden onurumuzun yüksekliğiyle anne ve babamızın öldükten sonra da onurlarını ve namlarını yükseltmeye çırpınmayalım?”
Bu örnekteki benzetmelerin penceresinden bakalım:

Allah’ın en güzel ve en hassas yarattığı kulu için sunduğu ikram az mıdır? Herşey bir yana, tüm melekleri insanın atasına secdeye davet etmemiş miydi? En yakın huzuruna kabul ettiği tek varlık, insanların reisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) değil miydi?
Allah kendi sanat eseri olan insanın iyiliğini anne babanın evladı için istemesinden az mı istiyor? Kul daha alim olsa, böylece Allah’ın sanatının parlaklığını ilan etmeyecek midir? Kul helal kazanıp fakirlerin yardımına koşsa, bu Allah’ın sevgisinin yayılmasına katkı sağlamayacak mıdır?

Sordum sorunun sahibi kardeşime: Sence Allah yürüyene neden koşar? Sence insanların arasında Allah’tan sevgiyle söz eden kulu hakkında Allah, Cebrail’e (a.s.) ve sema meleklerine neden övgüyle söz eder? Sence sabahlara kadar uyuyan kullarının semasında, rahmetiyle sürekli “Yok mu Benden af dileyen, yok mu Benden hayır dileyen?” mânâlarıyla dolu nurları neden gönderir? Neden Kur’ân’da, “Duanız ve istemeniz olmazsa ne öneminiz var?” buyurur; neden “İsteyin, icabet edeyim!” der!

Eğer Allah çok ve çeşitli vermek istemese, neden bu denli çok ve çeşitli yaratır? Neden yiyeceklerin binbirine bıktırmayacak ayrı renk, ayrı koku ve ayrı tat katar? Neden her birini mevsimlere bölüştürür?
Neden baharı da güzel, yazı da zevkli, kışı da sonbaharı da heyecan verici güzelliklerle donatır? Neden O’nun yarattığı yağmur da güzeldir, kar da heyecan vericidir, rüzgâr da coşturucudur? Neden O’nun bulutlarına bakmaktan, gökyüzünü seyretmekten, denizine dokunmaktan, yıldızlarına yönelmekten mutluluk duyarsınız? Neden uyumak da güzeldir, uyanmak da. Neden yorulmak da zevk verir, dinlenmek de; açlık da keyiflidir, tokluk da? Neden, gören kalpler için her detay ayrı bir güzellikle donatılmıştır?

Çünkü O vermek istiyor. Çünkü O isteyenler ve çalışanlar için beşyüz yıl genişliğinde birer cennet yaratmıştır. Çünkü O, cömertliğinin sınırsızlığını anlayabilecek kullar yaratmıştır. Çünkü O evreni, vermek için ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu göstermek için yaratmıştır.

O zaman çılgınlar gibi dua et. Bunaldığında önce O’ndan istemek aklına gelsin. Sevincini paylaşman gerektiğinde önce O’na koş. Sana çamurdan çıkarıp paketleyerek sunduğu bir elmayı ısırırken, elindekinin kimin hediyesi olduğunu farket. Bir damla balı Allah’ın emriyle sana sunabilmek uğrunda ölümü göze alan kahraman arıları da hatırla.
Sonra da senin peygamberinin (a.s.m.) sabahlara kadar secdeye kapanıp, seccadesini ıslatan gözyaşları içerisinde hâlâ ve hâlâ isteyişini izle. Herşeyi kendisine feda eden ve kendisine “Habibim” diye hitap eden Rabbine dua etmekten bir türlü vazgeçemeyişini düşün.

O zaman, neden çok dua etmen gerektiğini hissedeceksin…

Muhammed Bozdag

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sizin altınızda olana bakın, sizden üstün olana bakmayın.

Sizin altınızda olana bakın, sizden üstün olana bakmayın. Allah’ın nimetlerini küçümsememeniz için, böylesi daha uygundur.

Bizleri dünyasal sıkıntılara sokan en önemli konuların başında, hep kendimizde olmayanı istemek geliyor.
Daha iyiye gitmek elbette bir Müslüman’ın hakkıdır ancak, imkanlar kısıtlıysa ve bunu hırs haline getirmişsek, işte o zaman ahirette bizi yakacak olan odunu dünyadan götürüyoruz demektir.
 
 İşde bu yüzden; Allah’ın verdiği nimetlere şükrederek, daha iyi olanların seviyesine gelebilmek için hırslanmak yerine, daha zor durumda olanlar için gayret göstermek daha uygundur.

Allah’ın insanlar üzerinde sonsuz nimetleri vardır.
 
Ancak bunların bir kısmını ele alacak olursak; Kur’an-ı Kerim, Akıl, sağlık ve bizlere tanıdığı daha pek çok maddi ve manevi imkanlardır diyebiliriz.

Şurada kısaca ele aldığımız üç,beş nimeti bile düşünecek olursak, hiçbiri küçümsenecek gibi olmadığını göreceksiniz.
 
Bunlar bizim için çok önemli unsurlardır. Ve biz yalnızca burada ele aldığımız bu nimetlerin bile şükrünü eda edemiyoruz. Her nefeste “Şükür” desek bunu bile ödeyemiyoruz.

O halde düşünmemiz gereken; başkalarında olan maddi özellikler bizde yoksa, bunları kendimize üzüntü kaynağı yapmaktansa, elimizde olanların şükrünü eda edebilmenin yollarını aramalıyız.

Her şey sırf bununla da bitmiyor; elimizde olan her türlü dünyasal nimetleri mutlaka bizdeki kadar bile olamayan kimselerle paylaşmak zorundayız.
 
Bu bizim hem insanlık, hem dini hem de vicdani borcumuzdur.
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ''
Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)

Yorum (yok) Yorum yaz!

NANE VE FAYDALARI

Nane  

Botanik Bilgi : Ballıbabagiller familyasındaki aynı cinsten 25 kadar çokyıllık dayanıklı otsu bitkinin genel adı Nane’dir. Nane çok yıllık 30-90 cm boyunda, hafifi tüylü oldukça sık çatallaşan, gövde, esmerimsi kahverengimsi renktedir. Yaprakları yumurta şeklinde, uca doğru sivri, kenarları kertikli, hafif kahverengimsi yeşil renkte, karşılıklı bir sonraki ile çaprazdır.Çiçekleri başak şeklinde ve boğumları çember şeklinde bir demet şeklinde çiçekler dizilmiştir.

Yetiştirildiği Yerler :  Dünyanın tüm ılıman ve astropikal bölgelerine yayıldığı gibi ülkemizde de 7 türü yetişmektedir. Ayrıca ülkemizde yetiştirilen nanenin eterik yağ bakımından kalitesi oldukça yüksektir.  

Toplanması-Saklanması : Bitki çiçek açmaya başlamadan önce toplanır ve gölge bir yede kurutulur.Naneyi kuruturken paslı gibi gözüken yapraklar kurutulurken ayıklanmalıdır.

Bilinen Bileşimi : Yaprak, sap ve çiçeklerinde mentol, menton, jasmon vb. maddeleri içeren uçucu yağ ile tanen, reçine, acı bitki esansı ve bazı organik maddeler bulunur Faydaları

İçerdiği uçucu yağlar nedeniyle mide bulantılarını keser. Gebelikteki ve yolculuklardaki kusma refleksini bastırır.

Grip ve nezlede yüksek ateşin düşürülmesinde değerli bir yardımcıdır.

Beden üzerinde güçlendirici (tonik) etkisi vardır.

Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür.

Bağırsaklardaki kolit yaralarının iyileşmesinde etkili rol oynar.

Kullanım Şekli : Kurutulmuş toprak üstü kısmından bir tutam alınır, üzerine bir bardak kaynar su dökülüp 10 dakika demlendirilerek çay hazırlanır. Hiçbir yan etkisi olmadığından istenilen aralıklarla içebilirsiniz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Şahid ol Ya RAB.!




























bir ses direnin kazanacaksınız diyor
şahit ol yar Rab.!
”Onların kalplerini metin kıldık. O yiğitler  (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak derler ki: Bizim Rabbimiz, göklerin  ve yerin Rabbidir. Biz O’ndan başkasına tanrı demeyiz; yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.„ (18/14)

 Şahid ol Ya RAB! DİRENİYORLAR

Yorum (yok) Yorum yaz!